27 Ekim 2012 Cumartesi

Türkiye bundan üç ay önce mi Müslüman oldu?

Murat Bardakçı yazdı:
“Türkiye bundan üç ay önce mi Müslüman oldu?”
Kurban Bayramı geldi, son birkaç seneden bu yana her bayramda gündeme taşınan mâlum bahis gazete sayfalarında ve ekranlarda yeniden ısıtılıp önümüze sürüldü…
Ortalıkta ve milletin gözü önünde kurban kesilmesi hoş değilmiş, bu işin açıkta yapılması hem görüntü hem de çevre kirliliği yaratıyormuş, üstelik bu fena manzara travmaya bile sebep oluyormuş, vesaire, vesaire…
Dünkü gazetelere baktığımda, birkaç seneden buyana vârolan bu bayramlık yorumlara yenilerinin ilâve edildiğini gördüm: Entelektüel, çevreci ve de her şeyi bilen bazı uçuk hanımlara ve beylere arefe gecesi vahiy gelmiş olacak ki, “kurbanın yasaklanmasını” istemişler…
Allah zaten Kur’an’da “Cana kıymayacaksınız” buyuruyormuş, bu yasak kurban için de geçerli imiş, zaten Hazreti İbrahim zamanında yaşamıyormuşuz, dolayısı ile kurbana değil eğitime önem vermemiz lâzımmış!
“Dam üstünde saksağan” dedikleri, işte bu olsa gerek!
“Eli kalem tutup ağzı söz yapan ama memleketinin âdetine ve kültürüne tamamen yabancı olup çoook uzak bir gezegende imişcesine hayat sürenler yoğun şekilde nerede yaşarlar?”
gibisinden bir soruya verilecek en doğru cevap, mutlaka “Türkiye”dir…
Zira kendi toplumundan bu derece bîgâne kalan ve entel olmak yahut uçuk görünmek uğruna böylesine tuhaf sözler sarfeden kalabalıklara dünyanın başka bir yerinde pek rastlayamazsınız.
Kazara tek-tük birileri çıkıp böylesine sözler etse de “Herif kaçırmış” yahut “Hatun üşütmüş” deyip geçerler ama böyle saçmalayanlar bizde hem basında geniş yer bulur, hem de “ilerici aydın” kabul edilirler!
Bir dine inanmayabilir, ateist, agnostik yahut bunların emsâli yeni moda akımlardan birine mensup bulunursunuz, sizin meselenizdir.
Ama benzer görüşlere sahip olmak başkalarının ibadetini “ikrah” ile küçümseyip “Devir değişti, bunlara ne gerek var? İnsanlara protein değil, eğitim lâzım” deme hakkını vermez.
“Kurban kesmek yasaklansın”, “Cuma günleri sokaklarda namaz kılınmasına engel olunsun” veya “Sabah ezanı uyandırıp rahatsız ediyor, namaza kalkacak olanlar saatlerini kursunlar, ezan da artık okunmasın”
gibisinden sözleri ile yaşadığı memleketten ve geleneklerden bî haber kaldıklarını gösterenlerin de zaten özgürlüklerden bahsetmeye hem hakları yoktur, hem de böylesine zevâtın sözleri ciddiye falan alınmaz!
Birileri çıkıyor, entelektüellik yahut öyle görünmek uğruna ve belki de sınır tanımayan cehaletlerinin verdiği cesaretle bu topraklarda bin küsur senedir vâr olan gelenekleri iki kelime ile bir tarafa atıveriyorlar diyelim…
Ya Kurban Bayramı öncesinde gazetecilerin uzattığı mikrofonlara kurban konusunda ard arda nasihatler sıralayan beslenme uzmanlarını ve psikologları ne yapacağız?
Ette kolestrol varmış, bu kolestrol denen şey çok zararlı imiş, özellikle de etin yağlı kısmı aşırı derecede kolestrol yüklü olurmuş, işte bu sebepten dolayı kurban etinin fazla yenmemesi gerekirmiş; bilmem ne bakımından doymuş ve filânca dereceye ulaşmış yağlarından da kaçınmak şartmış.
Bayram günlerinde tatlıya fazla alâka göstermek de vücudun şeker dengesini altüst edermiş ve bütün bunların sokaklardaki kanlı kurban manzaralarının yarattığı travma ile birleşmesi de bünyede fizikî ve psikolojik hasarlara sebep olurmuş!
Anlat yavrum anlaaaat!
“Türkiye” dedikleri memleketin sâkinleri “Müslümanlık” ismi verilen dini öyle bin küsur sene önce değil bundan üç ay önce yani geçen Temmuz’da kabul ettiler ya!
Henüz çiçeği burnunda birkaç aylık taze Müslüman oldukları için ne kurbanlarını kesmeyi bilirler, ne bayramlarda nasıl yiyip içeceklerini ve ne de dinin öteki kurallarını…
Anlatın da öğrensinler!

ALINTIDIR
KAYNAK: http://derindusun.com/tr/turkiye-bundan-uc-ay-once-mi-musluman-oldu.html